KENDİMCE SORGULAMALARDA BUGÜN :) SERZENİŞ...

Bazen biri bir şey söylüyor, küçücük bir eleştiri, bir ima…

Ve içime koca bir taş oturuyor. Sanki ciğerimin üzerine bir fil çökmüş gibi. Nefesim hızlanıyor, zihnim bulanıyor.

Sinirleniyorum. Kabullenemiyorum. Ama aslında en çok kendime sinirleniyorum.

Bu kızgınlık, özgüven eksikliği mi?

Yoksa hata yaptığımın yüzüme vurulması mı?

Yoksa “Ben daha iyiyim, daha zekiyim” dediğim kendime ihanet gibi mi geliyor o hata?

Belki de bu kadar küçük hatalar yapmam, kendime koyduğum yüksek standartlara yakışmıyor.

Ve evet, belki de başkalarının ne düşündüğünü fazla önemsiyorum, istemesem bile.

İspat çabası. “Ben öyle biri değilim” deme arzusu. Gününü gösterme isteği.

Ama sonra şunu soruyorum kendime:

“Gerçekten neden bu kadar umursuyorum?”

Belki de mesele dışarıda değil, içimde.

Kendime söylediğim sözde: “Sen hatasız olmalısın.”

Oysa ben süper olmak zorunda değilim. Mükemmel hiç değilim. Ama değerliyim.

Ve bu değer, başkalarının onayıyla ölçülmez.

Beni ben yapan sadece başarılarım değil, hatalarım da.

Ben Hayriye’yim.

Güçlüyüm ama kırılabilirim.

Yetkinim ama hata yapabilirim.

Dolu doluyum ama bazen taşabilirim.

İnsanım ve biricikim.

O yüzden artık had bildirme çabamı kenara koyuyorum.

“Hehe” deyip geçmeyi öğreniyorum.

Ama beynime de “Hehe”yi anlatıyorum, hatırlatıyorum:

“Kendini kanıtlamaya ihtiyacın yok, çünkü sen zaten varsın.”

“Kendini sevmeye ihtiyacın var, çünkü sen buna layıksın.”

“Kendini yargılamak yerine, kucakla.”

Ben kendimi yormamaya karar veriyorum.

Beni aşağı çeken, değersiz hissettiren kim varsa, ne varsa mesafe koyuyorum.

Hayat bir tane. Ve onu güzel yaşayıp yaşamamak benim elimde.

Ben artık iyiyi, hafifliği, kendimle barışmayı seçiyorum.

Her zaman, her yerde, her daim.

28.07.2025

Comments

Popular posts from this blog