Dolana Dolana "Castle Nolana" :)


Yazın İstanbul'da ne yapacağız diyenler...
Yeşile, çiçeğe, tavuğa, kaplumbağaya ve en güzeli de ata doymak isteyenler...
Dolana dolana, belki de bu kadar yol gitmeye , şu dolambaçlı yollardan bu kadar ugraşmaya gerek var mı diyeceksiniz ama bilin ki kesinlikle değer, her ne kadar dolana dolana o yol bitmese de  gittikten sonra ah şurda kalsam da dönmesem diyeceksiniz...
Ağva'da bilinmeyen, ama gittikçe de bağımlısı olacağınız, şirin mi şirin, bir butik restaurant hotel "Castle Nolana" deneyimlerimizi paylaşayım dedim,
Dikkat bu yazı ürün yerleştirme içerir, mi demem gerekirdi başına acaba, Cüneyt Özdemir vari, işbirliği değil hocam, sevdiğimiz yerleri paylaşıyoruz gidin siz de güzel vakit geçirin diye :) hehe :)
Öncelikle nereden tanıştık bu Castle Nolana ile :) Malum eş durumundan Çankırılıyız ve Çankırı Vakfı üyesiyiz, derneğimizin başkanı da Mustafa kaptan, atları pek sever bir kaptan kendisi,bir de Ağva'nın Geredeli köyünde bir çiftlik sahibi... Çiftliğini 7-8 odali butik bir otele dönüştürmüş, misafirlerini ,ahbaplarını, eşini dostunu, Çankırılıları buralarda ağırlamayı seviyor.İlk geçen sene bir " Haliloglu " buluşması ile tanıştık burayla, eşim ve 3 kardeşi, ailelerimizle bir buluşma organize edelim dedik ve Ağva'da toplandık, iyi de ettik güzel bir yeri ögrenmiş olduk, samimiyetimiz böyle başlar Nolana ile...
Peki isim nerden geliyor? Nolana, sadece o bölgede yetişen güzel mi güzel bir mavi çiçek, yılın belli zamanlarında belli bölgelerde yetişiyor, e malum biz çiçekseveriz, kızımızın ismi boş yere Yasemin değil, bu isimle ayrıca sevdik Castle Nolana'yi...

İşte yine bir sıkıcı İstanbul haftasonunda, soluğu Castle Nolana'da aldık... Çünkü burası tam bir nefes alım noktası, hem benim hem eşim hem de Yaso için... Kapıdan girer girmez sizi güzellikler karşılıyor... Etrafta rengarenk çiçekler ( Nolana mevsimi geçti malesef) ama kırmızısından sarısına, yeşilin zaten her tonuna, doğal mi doğal, papatyalarından lalelerine  çiçeklerle mest oluyorsunuz öncelikle...


Her taraf ayrı güzel, her yerde ayrı vakit geçirmek istiyorsunuz, salıncaklarda oturup saatlerce kitap okumak, şöyle bir kafa dinleyip, sadece düşünmek istiyorsunuz, sakin sadece kuş cıvıltıları ya da kazların sesleri ya da horozların  tavuk kovalama sesini duyacağınız masanızda kahvenizi yudumlamak, şöyle bir hiç bir şey yapmadan keyif yapmak istiyorsunuz kısaca tam bir kaçış ortamı :)



Sadece kendim için gidiyorsam ne olayım :) Ailenin diğer fertlerinin de huzuru bulduğu bir ortam burası, neden mi, hayvan sever kızım için ne ararsam var, bir köşede pusuya yatmış bir kaplumbağa, yeni yumurtlamış bir tavuk, onu kovalayan bir horoz,  yemek peşinde kazlar ve en gözdemiz atlar... Mustafa kaptan tam bir at sever, çiftlikte cins cins at ve midilliler var ve oraya misafir olanlar gönüllerince onlara binebiliyor, hatta isterlerse eğitim alabiliyorlar, atlarla safariye bile çıkıyorlar o kadar yani :) Bizim son gözdemiz atlar hem Yaso'nun hem eşimin vazgeçilmezi oldu, izledikçe coşup, binmeye heves eden kızım için tam bir eğlence , ailecek yeşili ve hayvanları seviyoruz nitekim :) İşte size Yaso'nun bugünkü arkadaşları, biz onları çok sevdik, tez elden yine gideceğiz...





 Sadece hayvanları ve yeşilliği ile değil, dekorları ile de beni mest etmiş olan Castle Nolana, inşallah sizleri de mest eder, olur da Ağva'ya yolunuz düşerse , atlara bir merhaba demek, bir soluklanıp güzel bir türk kahvesi içmek isterseniz belki diye aşağıya da linkini bırakayım, üzerimde kalmasın :)

Dolana dolana gittik Nolana'ya, doya doya bitiremedik ah şu doğaya :)

http://www.castlenolana.com/






Comments

Post a Comment

Popular posts from this blog