Şubat Ayında Okuduğum Kitaplar ve Tavsiyelerim

Bir ay daha geçti ömrümüzden... 

Bakalım bu ayı nasıl değerlendirmişiz, neler okumuş, neleri sevmişiz, nelerle biçimlendirmişiz beynimizin kıvrımlarını...Öncelikle hedeflendirmede fena gitmiyorum, ne demiştim, her ay muhakkak okuyacağım bir klasik, bir Türk edebiyatı, bir Nobel ödüllü yazar, bir kişisel gelişim olsun, gerisi ya nasib demiştik...

Bu ay nasibimize, 11 kitap düşmüş, çok farklı türklerde, farklı etkisi olan; ocak ayı sonundaki Hayriye'yi şimdi başka bir Hayriye yapan...Evet evet, her kitapla birlikte yeni bir ben doğuyor,yeni bir fikir, yeni bir oluşum giriyor bedenime, ruhuma,beynime...Çiçeklerin filizlenip boy atması, büyümesi gibi , büyüyor fikirlerim, yaşanmışlıklarım bu kitaplar sayesinde...Ve asıl önemlisi, biliyorum ki deneyimimi her paylaşımımda, gaza geliyor birileri... Hem kendim için bir hatıra, hem de okuyanlar için bir şevk bırakıyorum buraya ve biliyorum ki okudukça cahillik denizinden bir yudum daha yutarak gün be gün kurtulacağız bu dipsiz karanlık okyanustan... Ve biliyorum ki, kitaplara adanan her bir dakika, bizim kurtuluşumuz olacak; kendimizi, birbirimizi, herkesi, doğayı ve bu evreni anlamak için bize sunulan bu kitaplara düştükçe gönül gözümüz açılacak...İşte bu yüzden #herhaftaenazbirkitap dostlar... Okuyalım, okutalım...

Beyaz Gemi /Cengiz Aytmatov: Geç buluşanlardanım Aytmatov ile geç kaldığımın da farkına vararak. Her hikayesi ayrı bir burukluk bırakıyor insanda, beni, seni onu öyle doğal ve yalın haliyle anlatıyor ki işte bu diyorsun, gözünün önüne geliveriyor, canlanıveriyor karakterler...Çok etkili,hşssettiren, bam teline dokunan bir dili ve hikaye anlatıcılığı var Aytmatov'un. Bu hikayesinde de çok şey uyandı bende, çocukluğumda... Köyümü hatırlattı bana, o saf doğal halimizi... Aytmatov tüm kitaplarını okuma hedefi koydum kendime bu kitaptan sonra, çünkü biliyorum ki her bir kitabında ayrı bir anım canlanacak ve ben o eskileri anacağım Aytmatov ile birlikte...



Bağırmayan Anneler / Hatice Kübra Tongar:  Bu kadının daha önce de bir kaç kitabını okumuştum çocuk yetiştirmek üzerine. Deneyim her zaman teori bilgilerden üstün benm için, o yüzden de kendisi anne olan ve biraz da kendi taktiklerini veren yazarlar benim için ayrı bir yerde. Yepyeni şeyler anlatmasa da, en azından farkındalık sağlaması için etkili bir kitap oldu benim için. Yine de hiç bağırmamak mümkün mü diye arada sırada kendimi sorgulamıyor değilim:) Yapamıyor olsam da, mümkün ama bunun farkındayım, biraz daha empati biraz da sabır diyorum :)


Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde : Anka kitap kulübümüzün bu ayki kitabı idi. Tek kelime ile yazar döktürmüş diyebileceğim bir kitap.Tam bir karakter, kişilik, ruhsal çözümleme diyebilirim. Karakterler o kadar iyi resmedilmiş ki hepsinde aslında kendimizden bir parça buluyoruz. Freud'un ego-super ego-id üçlemesinin vuku bulmuş hali. Hedonizmin eleştirisi mi dersiniz, gerekliliğimi yoksa vazgeçilmezliği mi? Tamamen  her okuyanda bambaşka hisleri ön plana çıkaracak bir klasik.Okunmazsa olmazlardan...



Oblomov /Gonçarov: Her ne kadar sayfa sayısı itibari ile beni korkutmuş bir klasik olsa da, ve hep aynı konu etrafında dönse de, hep aynı tekdüzeliği anlatsa da sıkılmıyorsunuz. Sanırım bu da rus edebiyatının ayrı bir gücü:) Evirip çevirip hep  Oblomovluk nasıl oluru anlatıyor, iliklerime işledi bu iyi ruh hallerinin tembelliği... Yer yer kızdım, yok artık dedim ama biliyorum ki Oblomovlar her yerde , içimizde...Bir kuple vermeden geçemeyeceğim:

"- Sanırım yaşamaya bile üşeniyorsun.
- Öyle sanırım.
- Peki özellikle sevmediğin şey ne ?
- Her şey. Bu aralıksız koşuşturma, sıradan tutkular, açgözlülükler, birbirinden üstün olma arzusu, dedikoduculuk, insanı baştan aşağı süzmeler..."

 

 

Yetişin Gençler / Selçuk Şirin :  Bir duayen kendisi, eğitim sistemimiz hakkında söyledikleri savundukları, mesajları ... İnanilmaz destekliyorum ve çok beğeniyorum kendisini. İlk Yetişin Çocuklar kitabı ile tanıştım, zaten o da ergenlik dönemine kadar olan çoçuk yetiştirme bölümünü kapsıyordu. Her ebeveynin her  iki kitabı da okuması gerektiğini düşünüyorum.Çoçuklarımızla iletişim, kariyer planları, başarı artırma yolları vs. Bir çok konu hakkında bilimsel yaklaşımlar var. Ekran bağımlılığı ile ilgili olan bölüm beni sarstı, belki de çok uygulayamadığımdan kim bilir...

Altıncı Koğuş / Anton Çehov:  İtiraf etmek gerekirse, hiç sevmezdim lisedeyken Çehov'u. Edebi metinler dersinde en sıkıcı metinler hep Çehov'unkiler olurdu. Hem ne dediğini anlamaz hem de olay örgüsünden yoksun oluşu ayrıca sıkardı. Şimdi şimdi düşündükçe, kıymetini bir kez daha anlıyorum. Nasıl muhteşem bir ruhsal betimleme ve çözümlemedir bu ... Nasıl muhteşem bir durum analizidir. Sadece şu alıntıyı yapacağım ki o zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi: "Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz!" Toplumsal duyarsızlık ve iletişimsizlik ancak bu kadar güezl anlatılabilirdi üstad ÇEHOV...


 

6.27 Treni /Jean Paul Didierlaurent: Bu da Merve Uzun kulubü kitaplarından... Bir çırpıda okunan ama tadı damağımda; sorgulamaları hala zihnimde kalan... Okurken bambaşka farkındalıklara boğulduyum üzerinde tartışırken ayrıca bir mest olduğum bir kitap oldu. Sahi biz basit sıradan yaşantımızda ne kadar mutluyuzu her bir satırında sordum, hayattan beklentimizi her bir sayfasında yeniden şekillendirdim. Önyargılarımı baştan çizdim, çizmekten kastım gerçekten üzerini çizdim belki de bir çok önyargımdan sayesinde kurtuldum. Nitekim güzel bir deneyimdin...


Kapak Kızı / Ayfer Tunç : Bir nevi üçlemedeki üçüncü okuduğum AyferTunç kitabı. Diğer iki kitapları "Osman" ve " Yeşil Peri Gecesi" idi. Hikaye örgüleri zaten harika ama benim asıl etkilendiğim Ayfer Tunç'un vermek istediği mesajlar... Tek kelime ile muazzam...O kadar nokta atışı, o kadar sarsıcı ki, evinizin önündeki çöpü inkar etseniz de sizin olduğunu bildiğiniz kadar acı... Ama itiraf edeyim, diğer kitaplarını daha çok sevdim bu üçlemenin; bu bende zayıf kalan kitap oldu, fakat yine de karakterler ve onların hayatlarımızdaki yerleri yadsınamayacak kadar yanıbaşımızda yine içimizde, belki de kendimiz...


Toplum Sözleşmesi / Jean Jacques Rousseau :  Üniversitede uluslararası ilişkiler okudum. Ve bu kitabı okuyunca ilk kendime kızdım, nasıl olur da o yıllarinda bunu okumamışım, nasıl olur da üniversite yıllarında çok az kitap okumuşum, neler neler kaçırmışım diye kendi kendimi  yedim . Geç olsun güç olmasın, demokrasi, devlet, özgür irade, yönetim şekli, halkın iradesi gibi kavramları daha somut olarak ifade edişi, politika ve din arasındaki farklılıklar ya da içiçe geçmişlikleri anlatışı beni etkileyen yerleri. Nerdeyse her sayfa da bir sürü yer çizdim, ilerleyen zamanlarda tekrar tekrar okuyacağımdan eminim.


 

Zamanın Hükmü/ Necip Mahfuz: 1988 yılında ilk kez müslüman bir yazar Nobel ödülünü alıyor. İste o yazar Necip Mahfuz. Zamanın Hükmü'nde 3 neslin Mısır'da yaşayışını anlatıyor. Kitabı okurken, Mısır siyaset tarihini de yer yer kitabın içinde karakterlerin gözünden okurken buluyorsunuz kendinizi. Benim için ögretici bir kitap oldu. Bir de müslüman olup da özgürlük, kadın, siyaset denklemini farklı bulduğum bir kitap. Necip Mahfuz okumaya devam edeceğim o kesin.


Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler /Sinan Canan : Sinan Canan, gerek youtube kanalı ile gerek yaptıgı programlar ile gerekse kitapları ile radarımda olan bir sinirbilimci. Fikirlerini, anlatışını, Türkçe'yi kullanışını seviyorum. Her bir kitabı ayrı bir ufuk açıyor. Sinanmanya yolunda ilerliyorum. Yalnız bu kitabını diğer kitapları kadar sevmedim. Belki de açık beyin youtube kanalında kitaptaki bir çok konuya değinmiş olmasından kaynaklıdır. Sanki aynı şeyleri okuyormuşum gibi hissettim.


İşte böyle dostlar, bir ay daha geçti ömrümüzden iyisiyle kötüsüyle. Bu ömre ne kadar çok kitap sığdırabilirsek o kadar ufkumuz genişleyecek ve kendimizi gerçekleştireceğiz, yani en azından ben öyle düşünüyorum.

Bu ay okuduklarım arasından önereceğim, kesinlikle okunması gerekli diyebileceğim kitaplara gelince; Aytmatov okunmalı,bu kitap özelinde değil ama bu  yazar muhakkak okunmalı, Oscar Wilde Dorian Gray'in Portesi okunmalı, siyasete ilginiz varsa Toplum Sözleşmesi muhakkak okunmalı ve son olarak 6.27 treni, farklı yaklaşımları görmeniz için muhakkak okunmalı.

Sağlıcakla kalın...

#Herhaftaenazbirkitap


Comments

Popular posts from this blog