Mart Ayında Neler Okudum?

Hoşgeldin Cahillik , Hoşgeldin Cahillik Denizim, Hoşgeldin Okudukça Cahilleşmek Serüvenim...!

Her geçen ay ile birlikte, okudukça susuzluğum gider, her sayfada biraz daha erdeme yaklaşırım, artık daha fazlasını bilirim, okudukça artık ben cahillikten bir adım daha uzaklaşırım, önyargılardan fersah fersah kaçarım, bilgilerim bana besin olur, doyarım dedikçe ben, sanki daha da kör kuyulara giriyorum.

Nasıl yani diye sorduğunuzu duyar gibiyim:) Hep klasik derlerdi " okudukça ne kadar da cahil olduğumuzu anlayacaksınız " Yav hehe derdim, geçerdim. Şimdi şimdi içimdeki his bu, cahilliğimin derinliğine iniyorum. Sokrates ne kadar haklıymışı okudukça daha derinden hissediyorum "
Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir " 

Okunacak o kadar çok kitap, öğrenilecek o kadar çok şey var ki, açlıkla saldırıyorum, kitaplar sipariş veriyorum, okuyorum, okuyorum, boş vakitlerimde sadece okuyorum ama sonuç bir adım mesafe. Milyonlarca kitap ve ben sadece bu kadar yapabiliyorum. Kendime kızıyorum, kızdıkça hırslanıyorum... Somutlaştırırsam, yılda okuyabileceğim kitap adetini çoktan sipariş verdim, ama gözüm doymuyor daha fazlasını daha fazlasını okumak istiyorum, ama gel gör ki ayda okudugum 2000-3000 sayfa belki de 8-10 kitap...Cehalet öyle bir okyanus, bilgi öyle bir derin ki ben sadece bir damla olabiliyorum. Okudukça korkuyorum cehaletimden, ne kadar az şey bildiğimden, ne kadar çok ögrenilecek şey olduğundan...

Bu ay bunları hissettim dostlar, neyse gelin neler okumuşuz buna bir göz atalım... Öncelikle hedefli okumak diye bildiğimin aslında yanlış olduğunu bu ay aldığımız bir Oğuz Benlioğlu eğitiminde fark ettim. Hedefli okumaktan benim anladığım, en azından kategorize ederek, belli hedefler çerçevesinde belli tip kitaplara odaklanmak olarak bir kendimce ayrıştırmam vardı. Ancak hedefli okuma: belli bir konu hakkında durmaksınız üst üste o konuyla ilgili okumak demek ve o konuyu içselleştirmek , özümsemek demekmiş. Bu ara o yüzden belli konularda çokça kitap göreceksiniz. Mesela kişisel gelişim finans alanında Mart ayında kafayı bozarcasına, zenginlik, parayı kullanma, finansal özgürlük, finansal bağımsızlık, nasıl daha etkili bir finansa sahip olunur konuları üzerine 4 kitap okudum, onlardan başlayalım.  

Zengin Baba Yoksul Baba - Robert Kyosaki: Oguz Benlioğlu okuma listesinde yer alan kitaplardan. Para üzerine, daha fazla nasıl kazanılır , zengin zihniyeti ve fakir zihniyeti üzerine ufuk açıcı bir kitap. Okuyup da etkilenmemek elde değil. Bu tarz kitapların ortak noktasını iletip detaya girmeyeyim. Her şeyden önce, finansal özgürlük için yapılması gereken bir numaralı kural: Ne kadar kazanırsan kazan %10-20 arasında mutlaka kenara at ve sonra geriye kalanı kullan, harca. Sonuna kadar inandığım bir kuraldır kendisi. Zenginler böyle mi zengin oluyor, tartışılır ama her şeyin başlangıcı mı bence evet.

Babil'in En Zengin Adamı-George Clason: Yine bir Oğuz Benlioğlu okuma listesinden :) Bu ay çokça Oğuz Benlioğlu kitaplarından okudum, önümüzdeki aylarda da gelecek bolca :) Babil'de gelmiş geçmiş en zengin tüccarlardan birinin tavsiyelerini anlatıyor, nasıl zengin olunur, para nasıl parayı doğurur felsefesini. Bu kitabı Zengin Baba kadar sevmedim, çok somut gelmedi açıkçası bana ama pekiştirilen düşüncelerim var yine  yatırım ve kenara muhakkak kazancının belli bölümünü koy ortak noktalarından. 

Zenginlik Yaratmak-Deepak Chopra: Oguz Benlioğlu listesinden bir başka kitap. Hayatta nasıl içsel, finansal, sosyal zengin oluruz felsefesi üzerine. Enteresan bir akışı var. Alfebetik olarak her harfe denk gelen bir kavramı öne çıkarıyor. Okuması çok kolay zaten az sayfalı ,  ama ben sevemedim bunu da . Ben genelde aksiyona direkt geçiren, hadi okuduğunu uygula  bak somut veriler bunlar  diyen kitapları daha çok seviyorum. Bana yine biraz ticari bir kitapmış gibi geldi bu kitap da. 

İçsel Huzur İyi Yaşamın Kapısını Açar -Epiktetos: Oğuz Benlioğlu kitaplarından. Defalarca kez okunacak bir başucu kitabı. Çok az sayfalı ama o kadar öz ,net ve derin ki söyledikleri hayata dair, yaşama dair, biz insanlara dair... Neredeyse her sayfasındaki satırları çizdim. Dönüp dönüp okumak lazım. Asıl ilginçi Epiktetos MS 50'li yıllarda yaşamış bir kişi, taaa o zamanlarda yazdığı ve sunduğu öğütler hala geçerliliğini nasıl birebir korur insan düşünmeden edemiyor. Dostoyevski " Yer Altından Notlar"ı hatırlattı bu kitap bana.

Kuvvetle Ayağa Kalkmak- Brene Brown: Bu ayki son kişisel gelişim kitabım. Şöyle bir bakınca amma çok okumuşum kişisel gelişim üzerine bu ay demeden geçemiyorum :) Brene Brown, kırılganlık üzerine meşhur olmuş bir TED konuşmacısı ve yazar. Liderlik, duygularla başka çıkma, hayattaki zorluklara rağmen başarıya koşma üzerine kitapları. Yine başka bir eğitimden sonra, öneri üzerine, piyasadaki tüm kitaplarını aldım. Genelde kitaplarının konusu hep içiçe ama hepsini okuyunca ana temayı daha iyi sindirebiliyorsunuz. Okunası kitaplardan özellikle kişisel gelişim alanı meraklıları için. 

Germinal- Emile Zola: Bu ayın, belki de bu yılın okuduğum en iyi kitaplarından diyebilirim. Nasıl sarsıcı, nasıl gerçekçi, nasıl içine alıyor sizi, nasıl iliklerinize kadar hissediyorsunuz yaşananları, tam anlamıyla bir kült. Ne kadar geç tanışmışım onunla da, nasıl üzülüyorum bu kadar geç okuduğuma. Anka kitap kulübünün Şubat kitabıydı. Çok etkilendim, çok keyifle okudum. Kesinlikle okunası kitaplardan. 

Kirpinin Zerafeti- Muriel Barbery: Kitap kurtlarını takip ediyorum sosyal medyadan, çok popüler bir kitap kurdunun tavsiyesi üzerine aldım. Farklı bir kitap, gerek anlatımı, gerekse içeriği.Aslında entellektüel birikim olarak oldukça üst seviyede olan bir kapıcı kadının, kültür seviyesini göstermemek için elinden gelen tüm çabayı gösterirken, bunu bir şekilde anlayan bir adam  ve çocuk ile olan hikayesini anlatıyor. Okuyun dostlar, değişik bir kitap oldu benim için de. İçinde geçen bir çok kitabi, filmi, şarkıyı araştırdım okurken, beni araştırmaya sevk etti yani :) 

Seçilmiş Kişi- Lois Lowry : Bilim kurgu - fantastik türünde bir kitap ama yine etkileyici . Gelecekte geçiyor ve el birliği ile içine ettiğimiz dünyanin nasıl bir tekdüze, hataya yer verilmeyen sistemle düzeltilmeye çalıştığını anlatan, ama yaşanılanların önemi de değinen çocuk kitabi görünümlü bir serinin ilk kitabi. Ben diğer kitaplarını da alacağım serinin. Bizi hep bu çocuk kitabı görünümlü kitaplar mahvetmedi mi zaten...:) 

Paul ile Verginie-Bernardin De Saint Pierre: Klasikler boş yere klasik değil, okumak lazım her birini, bu hedefle de daha fazla klasik okumak üzerine hedeflerim var demiştim. Bu kitap da  etkiledi beni, çok naif, tutkulu bir aşkı anlatıyor, her ne kadar Türk filmi kıvamında olsa da, edebi tarzı takdire şayan, çok keyifle okudum. 

Damizlik Kızın Öyküsü- Margaret Atwood: Feminist yazardan çarpıcı bir distopya. Distopyalar farklı bir yerde benim için, hepsi çok sarsıcı oluyor. Zaten kadının  yeri, değeri üzerine takıntılı bir insan olarak beni içine çekti diyebilirim. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, kitap bence daha iyi yazılabilirdi, konu içerik çok çok iyi ama ben anlatımı sevmedim pek, kopuk kopuk içine girebilmek için çokça çaba sarfettim. Dizisi çok iyi diyolar ve hatta ilk kez bir kitabın dizisi kitabından daha iyiydir yorumları da var. Diziyi izlemedim ama çok merak ediyorum, listeme aldım. 

 

Böyle dostlar, ömrümüzden bir ay daha geçti. Yine damla damla ilerliyoruz cahillik denizinde. Gelin birlikte doyalım bu bilgilere, deneyimlere ve #herhaftaenazbirkitap ile hayatımıza anlam katalım...

Sağlıcakla... 










Comments

Popular posts from this blog